Kitap Arama
> Anasayfa > Forum > ResetAt.Com - Sosyal Konular > Komik > İtiraflar
>  Forum
RSSReply
İtiraflar
YazarMetin
sifreci2009
Acemi Üye
Avatar

Mesajlar: 29
Katkılar: 31

Cinsiyet: _NEUTRAL_
Online: Hayır
Tarih: 18/06/2010 23:21
İtiraflar
#post1552
Askerdeyken "Müzik aleti çalanlar öne çıksın." dediler. Hemen atladım ve içimden de "Kurtardık galiba, gazino veya orduevine gönderirler şimdi." dedim. 26 adet piyano taşıdık!

Askerliğimin ilk günleri... Kısa dönem çavuşum. Erlerden biri geldi, komutan inşaat mühendisi olan arkadaşı çağırıyor dedi. İşte dedim fırsat, vatan için hizmet zamanı, mühendisliğimizi vatana hizmet için kullanacağız. Taa ki, komutanı yıkılacak olan mutfak tezgahının yanında, elinde bir balyozla görene kadar. Zaten ben de, tezgah yıkmak için bunca sene okumuştum!

Kızlı erkekli bir grup öğretmen, tabu oynamaya karar veriyoruz. Herkesin birbirine hocam diye hitap ettiği ve arkadaş ortamlarına nispeten mesafeli davrandığı bir ortam. Grup arkadaşım "damar" kelimesini anlatmaya çalışıyor: "İnsan vücudunda bulunur, boru gibi." Ben mantıklı yanıtı düşünürken masadan kahkahalar yükseliyor. Ne seviye kalıyor ne bir şey tabii.

Kocama tatil planımızı soruyorum, "Para yok, plan da yok!" diyor. Cevabım "O zaman gelecek kış gideceğim psikoloğun parasını şimdiden biriktirmeye başla." olunca vazgeçti, Bodrum`a gidiyoruz.

O zamanlar 6 yaşında olan kuzenim,ı srarla saçlarımı taramak istediğini söylüyor. Uzun saçlarımı çekiştire çekiştire tarıyor. İtiraz edip kafamı çekmeye çalışınca da tarakla kafama vuruyor. Sebebini soruyorum. Cevap: ''Sus ben üvey kuaförüm, vururum!"

Müslüman bir ülkede yaşıyoruz, fakat din ile ilgili pek çok eksiğimiz var. Bu konuda akademik çalışmaları bulunan biri olarak Müslümanlık ve Türk tarihi ile ilgili birkaç bilinmeyeni sıralamak istiyorum: 1. Dinde tasvir yasaktır, hele ki peygamberin resmi asla yapılamaz. Yanlış, zira Nakkaş Osman tarafından resimlenen Siyer-i Nebî’de İslam peygamberinin betimlerini bulabiliriz. 2. Biz Kuran’ı en yükseğe koyarız, Araplar camide uykuları gelince kitabı başlarının altına koyup yerde kestirirler. 3. Günümüzde ölü gömme geleneği tamamen İslam’a göre şekillenmiştir. Fakat Selçuklu ve Osmanlı devirlerinde önemli şahısların cenazeleri mumyalanırdı. 4. Osmanlı bir Türk-İslam devleti olarak görülmektedir ancak “Türk” Osmanlı’da bir hakaret sözcüğüydü ve Osman ile Orhan Beyler hariç hiçbirinin annesi Müslüman değildi. 5. Fatih Sultan Mehmet’in Sırp annesi Despina’nın vasiyeti Osmanlı’nın resmi dininin Hıristiyanlık yapılmasıydı. Fatih bu konuda ciddi adımlar attıysa da doğudan gelen desteği kaybetmemek adına devletin dinini değiştirmedi. Velhasıl bu yazı çoğu kişiyi sinirlendirecek, ama biraz tarih bilmekte fayda var.

''Leb demeden leblebiyi anlayacak kadar zeki bir kadın beni etkiler''dedi. ''Leb nedir biliyor musun?'' dedim. ''Leblebi kelimesinin ilk hecesi, ne olacak.'' dedi küçümseyerek. ''Yüzümdeki leb, leb derken daha, bana Çorum'da metrekareye düşen yağmur miktarını anlayıp söyleyebilecek adam da beni etkiler'' dedim; ''Ben Çorumlu değilim, anlamam'' dedi. Rabb'im al beni, sana geliyorum.

Pediatri kliniğinde yatan ve kliniğin neşe kaynağı Eren, seni öyle suratı asık görmek inan hepimizi üzdü. Ama sebebini sorduklarında parmağınla beni gösterip "Bugün mini etek giymemiş." demeseydin daha iyiydi. Bir de bunu vizit sırasında, odada bir profesör, 3 asistan, 3 intörn, 2 stajyer öğrenci, 1 hemşire, 2 hasta yakını varken demeseydin, daha da iyiydi.

İşyerinden bir kız arkadaşımın arabasında, sahilde oturmuş sohbet ediyoruz. Yanımıza motorsikletli yunuslardan bir tanesi yaklaşıyor. Arkadaşım camı açıp araç içindeki tepe lambasını yakıp ehliyet ve ruhsatı hazırlarken, polis memuru güven duymuş olacak ki "Sizi aramaya gerek yok efendim." diyor. Bizim kız inatla "Arayın arayın." diye tutturuyor, memur da "Tamam, gerek yok." diye itiraz ediyor. Buraya kadar her şey normal fakat arkadaşım, "Madem siz aramayacaksınız, bari telefon numaranızı verin de ben siz arayayım." deyince, polis memuru kahkahadan yerlere yatarken ben de Polis Akademisi'ne kayıt olmaya koşuyorum.

Annem alışverişe çıkmadan önce, telaşla ve hızla babamın birazdan başlayacak olan Fenerbahçe maçını izlemesine eşlik edecek rakı sofrasını hazırlamaya başladı. Hızlı hızlı peyniri dilimledi, meyveleri doğradı, tabağa yerleştirdi ve yanına da çatalını koyarak buzdolabına kaldırdı. Bense hayretler içersinde onun bu telaşını izledim. Nihayet kapıdan çıkarken yorumumu yaptım, "Anne, ne büyük bir aşk hala seninkisi yahu, çatalı bile tabağın üstüne koydun, pes!" Annemden karşılık o tatlı Karadeniz şivesiyle anında geldi: ''Heee, hizmet aşki...''

Oğlum bazen o kadar yaramazlık yapıyor ki yarışması düzenlense açık ara farkla birinci olur. Öyle zamanlarda "Şimdi bayılacağım "diyorum, paşamdan cevap gecikmiyor: "Bayılacağım, bayılacağım diyorsun bir şey olmuyor, bayıl artık da kimse bana karışmasın!"

Arkadaşımın annesiyle konuşuyoruz... "Kızım, çok özelinizi sevgilinize anlatmayın, bilmesinler." diyor. Terlik yemesini sağlayan cevabı arkadaşım veriyor: "Yok anne, merak etme. 50 erkekten 3 tanesine anlatıyoruz, erkekler artık 'Sen ikincisin.' numarasını yemiyor."

Siz siz olun, danışmanınızla konuşurken çalan telefonu meşgule almayın. Hadi aldınız diyelim, ikinci kez çaldığında arayana bakıp ben bu ismi ne zaman kaydetmişim diyerek tekrar meşgule almayın. Hadi aldınız, hala ısrarla neden arıyor diye tekrar meşgule almayın. Zira o telefon size ait olmayabilir, arayan kişi de danışmanınızın eşi olabilir. Sırayla karşılıklı renkten renge girilebilir, hatta ertesi gün vereceğiniz savunmada anımsanma ihtimali olabilir.

Çok sevdiğim odamın terasına annemin kızacağını bildiğimden gizlice rakı çıkarıyorum. Fakat annem odama geliyor ve yakalanıyorum. Annem babamı çağırıyor, "Kızına bak, neler yapıyor." diyor. Babam mı? Tabii ki kızıyor. "Sıpa, bu ikimize yeter mi? Git bir büyük al gel."

Yıl 1989, Bulgaristan’dan yeni gelmişiz. Annem hemşire ve bir hastahanede işe başlıyor. Sabah işe gidiyor. Hastahanenin önünde kocaman bir bayrak asılı, üzerinde de “Atam İzindeyiz” yazıyor. Annem ise “Atam”ı görmeyip hastahanenin izinde olduğunu sanıp eve geri dönüyor. Bizse yıllar sonra bile hala hatırlayıp gülme krizlerine giriyoruz.
Tavuk almak için marketin kasap reyonuna gidip iki küçük göğüs istiyorum. Onlar paketlenirken ben diğer alacaklarımı alıyorum. Geri döndüğümde paketlemeyi yapan eleman olanca sesiyle bağırıyor: “İki küçük göğüs sizin miydi?” Evet benim Allah’ın cezası, benim!
Halısaha maçının en heyecanlı anında, kasıklarıma gelen şiddetli top darbesiyle etrafı bembeyaz görmeye başladım. Soğuk terler dökerken "Topuklarının üzerinde zıpla, adamın istikbali gitti, koş tuvalete çabuk!" gibi şakayla karışık sarfedilen lafların sonuncusu ağlamaklı halimi bir gülümsemeye çevirdi: "Aslanım benim, demek ki bayağı uzunmuş yoksa değmezdi top".
Doksanlı yılların başıydı, üniversiteye gitmek üzere şehirler arası otobüste seyahat ediyordum. Sallama poşet çaylar yeni mi çıkmıştı yoksa vardı da kullanmasını ben mi bilmiyordum bilemiyorum ama muavin abi ''kahve mi çay mı'' dediğinde keşke ''kahve'' deseymişim. ''Çay'' demem neticesinde elime bir sürü poşet tutuşturuldu. Ne yapacağımı tam bilmediğimden yanımdaki arkadaşa baktım. Arkadaş sallama çayı yırttı ve sıcak suyun içine döktü. Ben de aynı işlemi uyguladım. Çaylar suyun üstünde yüzmeye başladığında biz de beraber içmeye başladık; çay içmiyor çayı adeta yiyorduk. Bir yandan da ''bu sallama çaylar ne kadar da kötü oluyormuş, hiç tadı tuzu yokmuş'' konulu bir muhabbete girdik. Buradan o arkadaşa bol bol selam eder, sallama çaylarla beraber magmaya seyahate beklerim.
Bizim oradaki Carrefour´un ilk açıldığı zamanlar. Mağazada anlık indirim duyurularını anons eden kişi şöyle dedi: "Pantolonları indirdik, orta reyonda sizleri bekliyoruz." Geliyoruz anacım, sen öyle kal!
Geçenlerde gittiğim düğünde takılan paraları anons eden şahıs aynen şöyle dedi: "Gelin hanım köşede, isteyen takabilir."
Bugün radyoda duyduğum kan anonusu üzerine kan vermek için hasteneye gittim. Kan vermek isteyenlere doldurtulan ve içinde bir çok sorunun olduğu formu doldurmaya başladım. Soruların biri "Son iki yıl içinde cinsel ilişkiye girdiniz mi?" şeklindeydi. Kan alacak hemşireyi beğendiğim ve karşısında karizmayı çizdirmek istemediğim için "evet" cevabını işaretledim. Fakat testi hemşireye verirken gözüm o soruya takıldı. Soruyu yanlış okumuşum. Meğer "Son iki yıl içinde eşcinsel ilişkiye girdiniz mi?" diye soruyormuş. Sonuç: Blimum HIV testlerinin yapılmasını beklemek için saatlerce lobide oturdum. Üstelik bu da yetmiyormuş gibi o güzelim hemşireye de rezil oldum. Neyime benim elin hemşiresini etkilemek. Ver kanını git işte!
Yer Bahariye, İstanbul. Ana yoldan geçmekte olan bir polis arabasındaki megafondan bir anons yükseliyor: "X plakalı aracın sahibi, lütfen hareket ediniz." Karşı taraftan geçmekte olan diğer bir polis arabasının megafonundan duyulan anons ise şu: "Lütfenini yiyimm Mistafaaaa." Yurdum polisi yaaaa.
Arkadaşımın sevgilisi komiser. Geçenlerde ikisi arabada sohbet ederlerken 'Bilmem kaç merkez, yolda üç tane or...pu var. Tamam.' diye bir telsiz anonsu gelmiş. Erkek arkadaşı çok utanmış ve hemen telsize sarılıp telsizin diğer ucundaki memura ´Bu ne biçim anons, malum kadın deyin biz anlarız.´ diye fırça atmış. On dakika sonra gelen telsiz anonsu ikisini de kahkaha krizine sokmuş. ´Komiserim malum kadınlar or...pu değilmiş.Tamam.´
Öğrencim,verdiğim ödevin son sayfasını tamamlamamış. Nedenini sorduğumda "Öğretmenim Aliye başladı, annem bitiremedi" dedi. Yanıtı öyle hoşuma gitti ki kızamadım...
Yıllar önce sahilde arabayla turlarken bir ekip otosu bizi cevirdi ve sordu: "Gençler alkol var mı?", cevabımız: "Yok valla, hepsini içtik."
Bir arkadaşımla balık almaya gittiğimizde, arkadaşım kovanın içinde yüzüp çırpınan balıklara bakıp, ´Bunlar taze mi?´diye sormuştu. Balıkçı da cevabı hemen yapıştırdı: ´Yok abla, pil takıp oynatıyoruz.´
Yer Amasya, Ramazan ayı. Meydan tarafında, karşılıklı iki şeritten birbirlerine doğru gelen polis arabalarının birinden duyulan cümle: "İftara üç tane büyük, sahura da iki küçük pide alıyoruz." Gelen cevap evlere şenlik: "Komiserinkinde susam olmasın. Tekrar ediyorum, komiserinkinde susam olmasın."
Yolcu müsait bi yerde inmek ister ama dili sürçer: - Şoför bey mübarek bi yerde inebilir miyim? - Şu ilerdeki caminin önünde bırakayım teyze...
Oğlum bu Eminönü'nden geçer mi?
- Yok teyze biz Taksim'e çıkıyoruz.
- Hah tamam oğlum siz gidin ben gelmeyeceğim.

Yolcu:
- Abi Heykel'e çıkıyo mu?
Şoför:
-Yok abi, yanından geçiyo.

Arkadaki aksi teyze öndeki uzun saçlı delikanlıya seslenir:
- Kızım şurdan bir kişi uzatır mısın?
- Ben kız değilim!
- Amaaaan ne bileyim kız mısın dul musun, uzat işte.

Eve gitmek üzere Bakırköy dolmuşu bekliyordum. Sigaramın kalmadığı aklıma gelince önünde durduğum Tekel bayiine girecekken minibüs geldi. Apar topar bindim. Şoföre parayı uzatıp,
- Bir Monte Carlo' dedim! Adam birkaç saniye yüzüme bakıp:
- Abi bu Bakırköy'e gider' diye cevap verdi! İşte o an benim ve şoförün bittiği andı.

- Mükemmel bir yerde inebilir miyim?
Yolcunun kafası karışık sanırım, kendisi de dolmuşdakilerle birlikte güler söylediğine şoför kadını indirirken:
- Buyrun size layık değil ama!

Yolcu müsait bi yerde inmek ister ama dili sürçer:
- Müsait bi yerde iner misiniz?
Şoför:
- Niye sen mi kullancan???

Rumeli-Hisarüstü otobüsüyle Taksim'e doğru gidiyoruz. Adamın biri
Beşiktaş dolaylarında gayet aceleci bir tavırla:
- Kaptan orta kapıyı rica edebilir miyim?
Bizim şoför olaya hakim:
- Tabi abi ayıp ettin. Al götür senden kıymetli mi...

İstanbul'dayiz... Dolmuşa bindik, dolmuş doldu,tam kalkıcak, elemanın biri açtı kapıyı. İçerde tıkış tıkış oturmuşuz, önde 3 kişi arkada 4 ... Eleman hala bir umut sordu:
- Kaptan, yer var mı?
Şoför de arkasını dönüp cevap verdi:
- Bilmiyorum, üst kata bi bak bakalım...

Pek dolu olmamasına rağmen minibüs hareket etmek üzereydi. Tam o anda kavga ettikleri her hallerinden belli olan iki arkadaş minibüse bindi.Birbirlerinin yüzüne bile bakmıyorlardı. Çocuklardan biri şoföre parayı uzattı:
- Abi bir öğrenci bir de hayvan alır mısın?
İşte benim kızım!
İlk yemeğe çıkışımızda cep telefonu çaldı. Elini çantasına attı. Kurcaladı, kurcaladı. Telefon uzun uzun çalmaya devam ediyordu. Bir türlü bulamadı. Sonra o güzel cümle döküldü dudaklarından: 'Evde mi bıraktım acaba?' Onun tam aradığım kız olduğuna karar verdim.

Anneler kutsaldır
Bir alkış da birbirlerine ana avrat küfür eden iki kişinin arasına girip ikisine de birer tokat atan ve 'Analar kutsaldır, analara küfür etmeyin, o. çocukları!!' diyen Karadenizli ağır abi hemşehrime lütfen.

Bilinçli tüketim, bilinçli üretimle olur
18.000 YTL kredi kartı borcum olduğunu öğrenen babamın ilk tepkisi; 'Keşke korunsaydım'.

6. His
6. His filmini izledin mi dedim. Hayır ama çok övdüler dedi. Bende filmin CD'si var, istersen vereyim izle, ben de çok beğendim dedim. Şimdi izlersem bir şey anlamam, ilk 5 tanesini izlemem lazım önce dedi. Sustum. Gülmedim bile. Artık görüşmüyoruz. Kadın, 29 , İstanbul Kaynakwh:


Öncelik
Evlenmeyi düşündüğü erkek arkadaşının ''benden önce biriyle oldun mu?'' sorusuna, ''buraya gelmeden önce mi?'' cevabını vererek evlilik umutlarını magmalara atan hatunun gerçek sarışın olduğunu söylememe bilmem gerek kaldı mı? Erkek , 31 , Kırklareli

Çaylar demli olsun
Geçenlerde köyde komşunun evinin önünden geçiyordum. Yaşlı amca hanımına şöyle dedi: 'Hanım suyu ısıt; olursa olur olmazsa çay demleriz.' Hala gülmekteyim. Erkek , 24 , Ankara

Maalesef kaybettik
Aniden fenalaşan annelerini apar topar hastanenin acil servisine taşıyan, ancak yarım saat sonra doktorun 'maalesef annenizi kaybettik' demesiyle annelerinin öldüğünü öğrenemeyen(!) bunun yerine 'ulan nasıl kaybedersiniz koca kadını daha demin buradaydı!' deyip doktoru bir güzel döven komşularım var duyurulur... Kadın , 36 , İstanbul

Ramazan geldi
Her zaman canım, aşkım diyen kocacığım Ramazan geleli beri, orucu bozulmasın diye bana ''kanka'' diyor ya... Kadın , 34 , Kocaeli

Danger
Önümüzde ilerleyen tankerin üzerindeki 'DANGER' yazısını görüp de 'Allah'ın akıllısı, tanker yazacağına danger yazmış' diyen ve arkasından kahkahalarla gülen teyzemi nerelere göndersem acaba? Erkek , 38 , Ankara
Bir kadının bir süreliğine is seyahati için İngiltere ye gitmesi gerekmektedir. Kadının kocası esini havaalanına kadar götürür. Karisi: - "Teşekkür ederim kocacığım, senin için İngiltere den ne getirmemi istersin?" diye sorar. Adam güler ve yanıtlar: - "Bir İngiliz kızı istiyorum hayatim..." Kadın sessiz bir şekilde kocasından ayrılır ve yola çıkar. 2 hafta sonra adam karisini tekrar hava alanından almaya gider ve sorar: - "Hayatim gezin nasıldı?" Karisi: - "Teşekkür ederim hayatim çok güzeldi." Adam: - "Peki hediyem nerde?" Kadın: - "Ne hediyesi?" Adam: - "Hani bir İngiliz kız istemiştim ya..." Kadın: - "Haa hatırladım, evet elimden geleni yaptım, simdi biraz beklememiz lazım kız olup olmayacağını görmek için... !!!!"
Bi akşam hayli yorgundum. Elemanlar kutu pepsi almışlar. Tv'nin karşısında kutu pepsi yudumlarken kulağımı kutuya doğrulttum. Çünkü Kutunun üzerinde "İcirdeki Sesi Dinle" yazıyordu. Evet ben bir salağım.
Karımla alışveriş merkezinde dolaşırken birden önümüzden inanılmaz güzel bir kadın geçti. Nasıl oldu ben de anlamadım ama ilk defa bir kadına bu derece kilitlendim. Bu durumun farkında olan karımın şu sözleri ile kendime geldim. "Bakma faslın bittiyse kavgaya geçeceğim!"
Dün haberlerde çıkan tekstil sektörünün krize girmesine kocamın yorumu: "Bak bir aydır alışveriş yapmıyorsun, tekstil krize girmiş!"
- Seviyor musun? dedim,
- Seviyorum, dedi.
- Ne kadar? dedim,
- Çok., dedi.
- Ne kadar çok? dedim,
- Her akşam eve gelip dırdırını çekecek kadar çok... dedi.
Sustum...
Ateşli bir ön sevişmenin ortasında kendini geri çekip ''Fragman buraya kadar, filmin devamı için nikâh sonrasını bekleyiniz.'' diyen bana bir alkış yok mu acaba?
Duştayım. Birden elektrikler kesiliyor. Hemen kapıyı açıp anneme bağırıyorum:
- Anneee!! konuş benimle; korkuyorum!
Annem başlıyor konuşmaya:
- Bu gece de rüyamda dedeni gördüm. Mezarının başına gitmişim, ''Baba ben geldim; kalk!'' diyorum; o da mezardan çıkıyor; başlıyoruz konuşmaya...
Ben korkudan ağlamaya başlıyorum; annem gülmekten çatlıyor.
Şiddetli kavgamız sırasında:
- Gidiyorum ben, BİTTİ! dediğimde:
- Dönerken mutfaktan su getir, sana laf anlatacağım diye boğazım kurudu! diyen kocamı huzurlarınızda yılın kozalağı seçiyorum.
Yolda yürürken güneş gözlüklü, kulaklıklı bir tipin bana baktığını fark ettim.
Tam yanından geçerken:
- Gözlük var diye baktığını fark etmediğimi mi sanıyorsun? dedim.
Gülerek:
- Kulaklık var diye duymadığımı mı sanıyorsun? dedi. Herkes hazır cevap olmuş canım...
Alkolün kanda yeterli (!) miktarda olduğu bir gece MSN açılır ve ''içtim yine dalgalanıyorum ben'' yazılır. Ertesi sabah aldığınız maille kendinize gelirsiniz: ''Orada dalgalar durulunca sen beni bir ara. BABAN''
Aynanın karşısında bikinimi giyip denize girmeye hazırlanırken 'Hiç selülitim yok, fıstık gibiyim.' diye sevinilir. O sırada on yaşındaki kardeşim 'He hee. Hiç de bile; bak orda çukur var.' demesi üzerine 'O gamze bir kere akıllım.' diye cevap verme gafletinde bulunurum. El cevap 'K.çınla gülünce mi çıkıyor!'
Hayat Beni Yor-muş
Bu sabah, banyonun lambası yanmayınca elektrikler kesik zannedip yarım saat gelmesini bekledim. Beklerken de canım sıkılmasın diye televizyon seyrettim!
Orijinal kalsın!
Kuzenimin sünnet olmadan önceki son sözleri: ''Diyorum ki kesmesek? Ben orijinal kalmasını istiyorum!''
Emniyet kemeri
Nişantaşı-Kadıköy dolmuşu için bekliyoruz. Bir taksi geliyor dolmuş yerine. Ön koltuğa oturan kadın her normal insan gibi emniyet kemerini takıyor. Ancak şoför amcamız emniyet kemerinin iyice ortaya çıkardığı dekolteye bakmaktan yola bakamadığı için bir müddet düşünüyor ve içini çekerek kadına sesleniyor. 'Abla, çıkar emniyet kemerini, böylesi daha emniyetli hepimiz için.'


Aman da aman!
Ateşli bir gecenin sonunda omuzunda yatarken soruyorum 'Beni seviyor musun?' diye. Magmalara gelesice kocamdan cevap geliyor. 'Sevdik ya!'


Ah şu teyzeler
Kocaman bir alkış da, mini eteğiyle otobüs bekleyen genç kıza yaklaşıp, herkesin duyabileceği şekilde; 'Ateş seni çağırıyor!' diyen teyzeye gelsin lütfen. Reklam mıydı teyze, neydi o öyle?


Bu nasıl küslük?
Tartışmıştık. Kendi kendime; 'Asla barışmayacağım!' demiştim. Ben, tam kapıdan girerken, o çıkmaya çalışıyordu ki çarpıştık. 'Çekilsene önümden be!' dedim. 'Sen çekil!' dedi. 'Hayret bir şey! Nerede durmamı isterdiniz beyefendi?!' dedim. 'Ben konuşurken ardımda, üzgünken önümde, ağlarken yanımda, neşeliyken gözlerimde durmanı isterdim sakıncası yoksa hanımefendi?!' dedi. 'Ta ta tabii…' diyebildim sadece. Kadın değil miyiz? İki tatlı lafa, yelkenler fora
Nezaketen
Eski erkek arkadaşımla kahvaltı ediyoruz. Onda kalan ve hatıra olarak sakladığı küpeleri isteyip istemediğimi soruyor, 'Gerek yok.' diyorum. Bunun üstüne bana dönüp bilmiş bilmiş 'Vermeyecektim de nezaketen sordum.' diyor. Aradan 10 dakika geçiyor, bu sefer ben ona sokuluyorum ve gözlerinin içine bakarak en seksi sesimle 'Beni ister miydin?' diyorum. Gözleri parlıyor ve, 'Tabii ki, evet.' diyor. Bunun üstüne ben önüme dönüyorum ve 'Vermeyecektim de nezaketen sordum.' diyorum. İntikam biz kadınları gerçekten güzelleştiriyor.
Aradığınız kişiye...
Ayakta sevişirken yoruldu ve yatağa uzandı, ''Ne o, yorulmuşa benziyorsun. Kontörün mü bitti yoksa?'' dedim şakayla karışık. ''Yok canım ne bitmesi. Benimki faturalı ama senin telefon çekmiyor galiba.'' dedi. Sustum, sustum, sustum...
Kapak
Gece yatakta harlı bir tartışmanın sonucunda ''Bu da sana kapak olsun!'' diyerek yastığımı kaptığım gibi salona doğru ilerliyordum ki, kozalağımın yorumu gecikmedi. ''Peki canım, kaç kapak biriktirmem gerekiyor verebilmen için?'' Neyi ulan neyi


Evlilik
Evlenmememle ilgili annemden gelen son yorum: 'Bu da akraba evliliğinin bir sonucu sanırım; gizli salaklık!'

Susturucu
Salondaki kocaman hamam böceğini görünce ciyak ciyak bağırıp bütün mahalleyi ayağa kaldıran ben; bağırmamla yerinden sıçrayıp ayağındaki terliği çıkaran, ben 'Böceği öldürecek heralde.' diye düşünürken terliği susmam için kafama fırlatan ise annem. Gidelim böcekler; hiçbirimiz bu evde istenmiyoruz...


Babacan Polis
Farkında olmadan polis arabasının önüne oturan genç arkadaşı, camı açıp 'Yavrum orası rahat değildir, gel içeri, arka koltukta otur!' diye uyaran polis amcayı alkışlamamak haksızlık olur


Anneler hep bilirler
Annem hep; 'Atlet giy, ileride pişman olursun.' derdi. Akciğer röntgeni çektirmeye gittiğimde; 'Sutyenini çıkar, atlet kalsın.' denildiğinde o pişmanlığı gerçekten yaşadım.


Bana mı?
Öğretmenler odasından içeri girip elindeki jelibon paketini bana uzattı. ''Ayy canım, bana mı veriyorsun?'' dediğimde niye 'Hayır örtmenim yaa, açç!' diye cevap verdin ki? Oynamayacağım sizinle bir daha!


Küstah
'Yapılan ankette kadınların çirkin erkeklerle daha da mutlu oldukları kanıtlanmış.' dediğim kocamın; ''Mutsuz olduğunu mu söylemeye çalışıyorsun tatlım?' sorusuyla karşılaştım. Yok tatlım, güzel olduğun kadar küstahsın da demeye çalışıyorum.


Takke
Namaz kılacakken 5 yaşındaki yeğenim gelir. 'Dayı takkeni vereyim mi?' der. 'Hadi koş getir aslan parçası.' denir. Sonuç, elindeki sütyeni kafama takmaya çalışan bir aslan parçası...


Pratik
'Canım sıkılıyor, değişik bir şeyler yapalım.' dedim, 'Çocuk yapalım.' dedi. 'Daha erken.' dedim, 'Olsun pratik yapalım, nasıl yapıldığını unutmayalım.' dedi... Anlıyorum canım, sen de haklısın!
Dün gece evime giderken yolun tenhalığından olsa gerek kırmızı ışıkta geçtim. Ardından yurdum polisine alkışı hak ettiricek anons: “Bacım o geçtiğin gece lambası değildi, çek sağa.”
Pek çok memleket gezdim ama hiçbir yerde Malatya'daki pratik düzeni göremedim. Kız Meslek Lisesi, yanında Erkek Meslek Lisesi, yanında Evlendirme Dairesi.

Yaramazlığının tavan yaptığı noktada dört yaşındaki azman yeğenim oda cezası alıyor... Büyük bir öfkeyle odasına gidiyor. Uzunca bir zaman sesi çıkmyor, uyuduğunu düşünüp sohbete dalmışken sesleniyor ''Gardiyaaannn, sütümün saati geldi. Sıcak olsun, kakao da koy içineee... ''

Hastanenin "Tıbbı Atık" bölümünde görevli; turuncu tulumlu, sırtında kocaman tıbbi atık yazan ve oldukça çirkin olan yaşlı adama asansör beklerken: "Ayyy tipe bak valla tam bir tıbbi atık." diyerek laf atan yapay zekalı kişi benim ablam olur. Bunun üzerine ablamın şişman olduğunu görüp, "Yük asansörü öbür tarafta, burada boşuna bekleme." diyerek cevap veren eli öpülesice kişilik ise tıbbi atıktır.

2,5 yaşındaki yeğenimin sütyen görünce verdiği tepki: "Aaaa, meme külodu!"

Yeni doğmuş oğluma, ısrarla babasının demode ismini koymaya çalışan kocamı vazgeçirmek için, o ismin eski sevgilimin adı olduğunu söyledim. Sonuç; artık babasından bile bahsetmiyoruz.

İşyerinde küpe takan erkek arkadaşımıza babasından yorum: "Bir zamanlar nur topu gibi oğlum vardı; nuru gitti, topu kaldı!"


Hamile olan sevgili sarışın kuzenim, gebelikle ilgili okuduğun; "Bebekler zekalarının %80'ini anneden alıyorlar." makalesinden sonra panikle bana dönüp; "Ay inanmıyorum. Bana ne kalacak o zaman?" diye sorduğunda sana; "Üzülme öyle bile olsa senin kaybedeceğin bir şey yok!" diyemedim ya! Lanet olsun içimdeki insan sevgisine!
Kocam kadar çirkin ve kaba bir odundan; oğlum kadar yakışıklı, hassas ve muhteşem bir çocuk doğurduğuma göre çok iyi bir marangozum.

Ailece amcamlara bayram ziyaretine gittik. Konu yaştan açıldı. Yengem de geçen hafta kırk yaşını doldurduğunu söyledi. Amcamın beni krize sokan bomba önerisini aynen aktarıyorum. "Hanım, seni bozdursak da iki yirmilik yapsak nasıl olur?"
Gecenin üçünde odamın penceresinden ölümüne sarkıp sigara içerken, yan pencereden ani bir şekilde kafasını uzatıp "Yakaladım! Hahaha!" diye bağırıp az daha düşmeme sebep olan kadın, benim öz annemdir.

Aile dostlarımızla beraber gittiğimiz sinemada, verilen 15 dakikalık arada kalabalığa yakalanmamak ve sigarasını içmek için hızlıca karısının elini tutarak dışarı çıkan, arkasını döndüğünde elini tutuğu kişinin karısı değil de başka bir kadın olduğunu görünce "Eyvah s..tık." diyen, bu lafa karşılık elini tuttuğu kadından "Dur daha s..madık kocam gelsin beraber s..arız." cevabını alan benim sevgili ortağımdır. Savunması da hazır beyfendinin "E karanlıktı ama!"

Doktorunun "Kaç yaşındasın?" sorusuna "Sizce kaç gösteriyorum?" diye cevap veren başka hasta var mı? Acil serviste bekliyorum da...

Kocama ''Kocacığım, diyelim ki doktorsun ve diyelim ki estetikçisin, neremi kesip düzeltmek istersin?'' diye sordum. ''Dilini.'' dedi. Üç gündür susuyorum; ne olur, ne olmaz...

Aile dostumuz olan, oldukça şişman ve iri yarı bir çiftin düğünündeyiz. Babam altınları takarken mutluluk dilemeyi ihmal etmiyor: ''Allah bir yastıkta kocatsın Ümit'ciğim. Tabii sığarsanız!'' Babam hariç ailecek utandık.
Oğlum, saatlerce uğraşarak kartondan yaptığım buzdolabı modeli ile ödevinden en yüksek notu aldı. Öğretmeni ona "Aferin!" demiş. "Herkes anne ve babasına yaptırmış. Ama sen kendin yapmışsın, belli." Kendimi hiç bu kadar beceriksiz hissetmemiştim. Karım iki gündür gülüyor. Karizmam yerle bir oldu. Teşekkürler öğretmen hanım!

Kilo aldığımda, "Kilo aldın, biraz zayıfla" demek yerine, "Hadi tosunum, az daha ye seni halde hamal yapacağım" diyen sevgili kocam, ben sana kel olmandan dolayı "Az daha parlat, gece lambası yapıcam seni" diyor muyum? Demiyorum!

Özel bir bankadan defalarca, kredi başvurusu yapmam için arayan kadına "Hanımefendi ben zengin bir koca buldum, krediye ihtiyacım yok çok şükür. Darısı başınıza!" dedim. Artık arayanım yok, mutlu ve huzurluyum.

Sevgili beli ağrıyan teyze; külodunun içine iğneleyerek elalemden sakladığın zinet eşyanlarını röntgen filmiyle tespit etmiş bulunmaktayız. Bilgilerine...

Geçen akşam aynı yaşta olduğum ve bekar olan kız arkadaşımla Msn'de kameradan sohbet ediyorduk. Arkadaşımın erkek kardeşi, komiklik olsun diye annesine, "Anne kızın kocaya kaçacakmış, plan yapıyorlar!" diye seslendi. Anneden gelen cevap, ikimizin de gülme krizine girmesiyle gecenin sonunu getirdi. "Bu yaştan sonra ne kaçması! İstesinler hemen vereceğiz."
Kocamın sevgilisi beni arayıp “Ne kadar gurursuzsun benden haberdarsın ama boşanmıyorsun” dedi. Bre melun senin benden haberin yok muydu? Sen ne oluyorsun bu durumda? Biri beni sakinleştirsin lütfeeeeeeeeeeeen!
Saat 23:30 telefonum çalıyor. Arayan sevgilim panik halde bana “Aşkım İnternet’e gir hemen şu mail adresindeki mailleri temizle eşim yakaladı çok kötüyüm şifresi de xxxxx” diyor. İtiraf bunun neresinde mi? Bana sildirdiği mailler benim değil ki
Ablam evlenmeden önce saatlerce odamıza kapanır, sigara ve kahve ikilisi eşliğinde sırlarımızı dökerdik. Böyle anlardan birinde, kısık sesle "Müzik açalım mı? Babam yan odada, bizi dinliyor olabilir." dedim. Yan odadan gelen ve hala hatırladığımızda bizi kahkahalara boğan ses: "Ne dinleyecem sizi beee!"
İşe giderken cep telefonumu evde unutmuşum, ama televizyon kumandasını almayı ihmal etmemişim.
Annemle babam tartışıyor. Tartışma esnasında annemin kafası o kadar çok karışıyor ki, kendisini aldatmakla suçladığı babama "O çocuklar benden mi??" diyor! Zaten tartışma o anda bitiyor, gülmekten tabii
Eğer bir sokakta yürüyorsanız ve camında ''Bu ev kiralıktır'' yazılı bir evin yanından geçip birkaç adım sonra önüne geldiğiniz bir başka evin camında ''Bu da'' yazısını görürseniz bilin ki Trabzon'dasınız.
Geçen gece nöbetteyken acile 3 yaşında, para yutmuş bir hasta geliyor. Babasına ne kadar yuttuğunu soruyoruz; "1 YTL" diyor. Yapılan tetkikler sonucunda bir adet 50 Kuruş ve iki adet 25 Kuruş tespit ediyoruz. Baba bir şekilde haklı olduğu için sadece aramızda gülüşerek konuyu kapatıyoruz.
Tatile giden, hayat dolu yaşlı teyzemiz güya helalleşiyor. "Hadi çocuğum, hakkınızı helal edin, hayat bu; siz ölürsünüz ben göremem, veya siz kör olursunuz beni göremezsiniz..."
Kardeşime araba kullanmayı öğretiyorum. Çok hevesli... Bana; "Abi çok kolay yaa, aynı bilgisayar oyunu gibi!" diyor. Cevabım; "Hııı... Ama tek canın var..."
Kırmızı ışıkta durduğum anda yanımdan iki motosikletli ışık hızında ve tek tekerlek üzerinde geçti. Ben ağzım açık olayı izlerken yanıma yanaşan 112 ambulansından doktor camı açtı ve bana: ''Gördün mü bizim müşterileri... Hey maşallah!'' dedi.
Sabah erken okula gidecek oğlumu uyandırmadan önce, kalkar kalkmaz içsin diye hazırladığım sütün bardak ebadını o kadar abartmışım ki, henüz uyanmaya çalışan, tek gözü açık oğlumdan gelen cümle: "İneğin kendisini getirseydin bari."

Çok sevdiğimiz dedemi kalp krizi sonucu kaybettik. Sevilen bir esnaf olması sebebiyle cenazesine oldukça büyük bir kalabalık katıldı. Biz taziyeleri kabul ederken uzun süredir görmediğim bir arkadaşım beni gördü ve geldi. "Bu kalabalık da ne böyle?" diye sorunca gayet normal bir şekilde "Dedemi kaybettik." dedim. Cevabı beni o an bile krize sokmaya yetti: ''Bu kadar insan hala bulamadınız mı?''
İş arkadaşımın düğünündeyiz. Nikah kıyılıyor, imzalar atılıyor, gelin ve damadı tebrik etmek için ayağa kalkıldığında elektrikler kesiliyor. Biz hep beraber "Aaaa!" diye tepki gösterirken, arkadaşımın annesi oldukça yüksek sesle düşüncesini dile getiriyor. "Oğlumun daha ilk dakikadan hayatı karardı."
Sene 1993. Sevgilime (şu an karım olur kendileri) araba kullanmayı öğretiyorum. İzmir'in o zamanki halini bilenler bilir. Üçkuyular-Narlıdere yolu şimdiki gibi değil. Sakin... Stres olmasın, panik yapmasın diye çok karışmamaya çalışıyorum. Ayrıca çok sakin bir ses tonuyla konuşuyorum. Direğe 3 santim farkla geçiyor benim güzel sevgilim. "Direğe çok yakın geçtin hayatım." diyorum. Cevap "Hangi direğe?"
Bir gün bilmediğim bi otoparkta arabayı geri geri park etmeye çalışıyordum. görevli olduğunu düşündüğüm birisi " gel gel gel.." diye bağarıyordu. Kütt birden araba çarptı duvara, adam hala gel gel gel diye bağarıyo. İndim baktım arabanın arka tampon gitmiş. herife baktım diğer arabaya bağarıyor.
Bir alkış da lisede edebiyat dersinde okuduğu şiir bitince sınıfa dönüp 'Bu şiiri ünlü Alman yazar Goethe yazmıştır' diyen hocaya, 'Niye, kağıt bulamamış mı?' cevabını veren arkadaşa gönderelim.
Bankamatik sırasındaydım. O sırada bir trafik polis otosu geldi. Banka önündeki park etmiş arabanın plakasını anons etti. Önümdeki şahıs para çektiğini, arabayı hemen çekeceğini işaretlerle polise anlatmaya çalıştı. Bir polis anonsu daha: "Yüz milyon fazla çek, ceza yazdık!"

Üniversitede çok bilmiş hocalarımızdan biri şöyle bir cümle kullanmıştı: ´Eşeği 4 sene şuraya bağlasan, o bile bitirir bu okulu.´ Tabii cevap gecikmedi: ´2 sene daha bağlarsan öğretim görevlisi olur.´ Bu cevabı veren arkadaş hala okuyor!
Sevgili kocacım; hani sabah ben evden çıkarken popoma bir şaplak attın ya ''Seni taciz ettim!'' diye... Ben gün boyu toplantı toplantı dolaştım, oradan oraya iş görüşmelerine gittim, büroda sağda solda gezdim de en son lavaboya gittiğimde fark ettim domatesten çıkardığın ''hormonsuzdur'' etiketini kalçama yapıştırdığını. Ben sana ne yapacağım biliyor musun?
Sevdiğim kadını aracıyla takip ediyorum, Zekeriyaköy orman yolunda sanırım şüphelenip aracı sağa yanaştırıp bekliyor. 100 mt. kadar gerisindeyim. O bekliyor, ben bekliyorum, o bekliyor, ben bekliyorum,... Derken cebime bir mesaj geliyor : "Arkamdaki sen misin?" Salak kafam cevap veriyor: "Saçmalama! Ne işim var orman yolunda..."
Karısına küsünce sofraya oturmayan, aynı zamanda çok iştahlı bir dayım var. Yine gün içerisinde yaşanmış bir tartışma olduğu suratlarından belli olan bu çiftin evinde yemekteyiz. Dayım o kadar kırgın ki sofraya oturmuyor. Yengem yemekleri koymaya başlıyor, oldukça sinirli ama yine de dayımın oturması gereken yerdeki tabağa bir miktar yemek koyuyor. Ardından dayımın gergin havayı bozan cümlesi geliyor: "Onu kime koyduysanız, o az!"
Kilolu bir kadınım, e haliyle sık sık diyete, rejime başlıyorum. Yine böyle rejim kararı aldığım bir gece, yatak odamdaki tuvalet aynama sabah uyanınca göreyim ve uygulayayım diye rujla "Yağ, tuz, şeker yok!" yazdım. Sabah uyandığımda benim notumun altında kocamın bıraktığı notu gördüm ve gülmekten rejimi bile unuttum. "E daha dün aldım ya!"
Hayatımda ilk kez, bugün kaşlarımı düzelttirmek için berberime, "Ali Abi, bu kaşları düzeltebilir misin?" dedim. "Ne demek, bütün ib..lerinkini ben düzeltiyorum zaten." dedi. Peki ben kaşları düzelttirdim mi? Düzelttirdim. Bahşiş de bıraktım mı? Bıraktım. Bir daha Ali Abi'ye gider miyim? İb..lik değil mi, gitmem artık!
Demek ki neymiş; sen iş başvurusu için geldiğin şirketin yetkilisinin kadın olduğunu öğrendiğince, "Ben bir kadının altında çalışamam. Teşekkür ederim." dersen o zaman benim de; "Altında çalışabileceğiniz personelimiz de mevcut. Merak etmeyin." dememe bozulmayacakmışsın...
Doğalgaz bağlantısı için bahçemizi kazan sevgili amele kardeşler, kendi
evimin önünde bana laf atarsanız babam da size "O boruları g.tünüze
döşerim, gazın en doğalıyla ısınırız!" der tabii ki.
Duvarlar kağıt gibi ve yan evde olan biten aynen duyuluyor. Duştayım, yan
taraf kendinden geçmiş sarsılıyor! Nefes sesleri, iniltiler vs. dayanamayıp
bağırıyorum "Hoopp aile var aileee..." Cevap gecikmiyor. "Ailecek mi
giriyorsunuz banyoya?"
Kızdırmak için anneme "Göğüslerin sarkmış" diyen babama annemin cevabı
gecikmedi: "Benim sarkan göğüslerimi kaldırmak için özel sütyenler var ama
senin sarkıp da kaldıramadığın yerin için henüz bir don icat edilmedi!"
Kusura bakma babacığım ama hak ettin.
Teravih namazına gidilir. Kadınlar caminin 2. katında kılmaktadırlar. Tam
kaptırmışken atmosfere, bir ara secdeye gidildiğinde sessizliği 2. kattan
bir çocuk sesi bozar. "Anneeee, aşağıda kocaman kocaman bir sürü g.t var!"
Sessizlik, kafalar cümleyi çözümleyinceye kadardır. En sonunda imam dahil
herkes kopar. Ne namaz kalır, ne abdest...
Asker arkadaşımın evine akşam çay içmeye gittik. Arkadaşın babası
oturduğumuz odanın bir köşesinde namaz kılarken, rükuya eğildiğinde
arkadaşın yeğeni dedesinin arkasına geçip baş parmağını araya sokup "Düüt!"
derken mi, yoksa dedesinin başını yana çevirip "Namaz bitsin ben senin
bacagına s.çacağım!" derken mi, yoksa namazdan sonra dedesinin elinden
kurtulmaya çalısan çocuk "Ama babam da anneme yapıyordu dede ya!" derken
mi, dudağımı ısırmaktan kanattım bilmiyorum.
Rusça kursuna gittiğimi duyan anneannemin evlere şenlik yorumu: "Bu (erkek kardeşimi göstererek) gitse anlarım da sen nataşa olmak için mi gidiyorsun?"
Uçuş boyunca çok sevimli ve tonton bulduğu yaşlı teyzenin üstüne titreyerek yardımcı olduğu için teyzeden inerken, ''Evladım, çok sağol yardımların için, biz de sizi or...u biliyorduk...'' cümlesini duyan hostes arkadaşıma sizlerden kocaman bir alkış lütfen.
Hoca ile birlikte doktor adayları sabah viziti geziyorken birden, telefonun sesini kapatmayı unutan bir öğrencinin telefonu Emre Aydın şarkısıyla çalmaya başladı. ''Adam olmaz dedin senden...'' Hocanın merakla beklenen tepkisi gecikmedi. ''Baban arıyor galiba. Söyle, haklı çıktı.''
Şu anda yazlıktayız ve bu akşam neredeyse tüm yazlık komşularımız bize beş çayına davetli. Annemse ikramda kusur olmasın diye hamur işi üzerine tüm hünerlerini sergilemekle meşgul. Daha dün aldığımız 30'luk karton yumurta az önce bitti ve annem, uykudan kaldırdığı babamı yumurta alması için markete gönderdi. Babam kaşı çatık, suratı asık halde kalktı ve söylene söylene evden çıktı: " Sabah sabah ne yumurtasıymış bu arkadaş, daha dün almadık mı? Üstüne oturup kırıyor musunuz bir bir? Nereye gidiyor o kadar yumurta anlamadım ki? Size yumurta yetiştirecem diye tavuğun g.tü yırtıldı iki gündür be!"
İlk genelev deneyiminde heyecandan ne yapacağını şaşırıp, kadına;
''Bakire misiniz?'' diye soran ben mi, yoksa; ''Evet bakireyim, kendimi sana
sakladım.'' diye cevap veren hayat kadını mı alkışı haketti karar
veremedim....
Fazla kilolarından şikayet edip,
akupunktura gitmeye karar veren tombik anneme babamın yorumu: "Sana bu
saatten sonra inşaat çivisi çaksak fayda etmez hanım..." O günden beri
küsler, barışmalarını bekliyoruz.
Bir tanıdığımızın 10 yaşındaki oğlunun Google'da arattığı cümle: "Çıplak kadın
resimleri". Çıkan sonuçlar beklentisini karşılamamış, kendisini memnun
etmemiş olacak ki azmetmiş, aramaya devam etmiş: "Çırılçıplak kadın
resimleri!"
Trafik polisinin müthiş anonsu
Dar ve tenha bir yolda trafikteyim. Arkamdan trafik polisi geliyor. Kırmızı ışıkta durdum. Bir süre sonra trafik polisinin müthiş anonsu
geldi: ''Yol boş devam et. S..tir et kırmızı, ışığı devam et.' Acaba ehliyetimi henüz almadığımı bilse; 'Ehliyet ve ruhsat. Ruhsat tamam ehliyeti s..tir et.' der miydi?

Göstermelik
Birkaç gün önce trafiğin çok işlek olmadığı bir yerde normal olarak kırmızı ışıkta durdum. O an arkama yanaşan trafik polisinin anonsunu aynen aktarıyorum: '34 XXX... devam et, devam et. Sanki biz olmasak duracaksın.'

Türk polisi ve UFO
Eveeet, şimdi de o kocaman alkışları Antalya'da UFO gördüğü için polisi arayan vatandaşa 'havadayken yapabileceğimiz bir şey yok, inerse tutuklarız' diyen yurdum polisi için alabilir miyiz?


Dürüst polis
Trafik polisi tarafından çevrilinir. Ehliyet evde unutulmuştur. İki taraf da 'çorba parası' konusunda hemfikirdir ama ben miktarı konusunda karar verememekteyimdir. Cepten 2 adet 20'lik çıkarılıp ruhsatın arasına konur. Polis ruhsatı açar ve 'bu fazla' diyerek 20'liklerden birini geri verir. Benim de bu yurdum polisini alnından öpesim gelir. Dürüst adammış.

İnançlı polis
Yıllar önce sabahın erken bir saatinde nasılsa kimse görmez diye kırmızı ışıkta geçip sola döndüm ve 50 metre ilerdeki kırmızı ışıkta beklerken trafik polisine yakalandım. Kırmızı ışıkta geçtiğimi söyleyip ehliyet ve ruhsatı istediğinde 'Ama ışık sarıydı' itirazıma sert bir komutla 'Yemin et!' dedi. Resmen kalakaldım, insan yalan yere yemin edemiyormuş. Yemin edemediğimi gören sevgili polis kahkayı basarak 'Hadi yırttın, yalan yere yemin etseydin cezayı yazacaktım, bir daha dikkatli ol' dedi ve gitti. Bu olayın nerde olduğunu söylememe gerek yok değil mi? Memleketimin polisini bile özledim ben!

Kaç!
Öğlen saatleri. Trafikteyim. Kırmızı ışıkta dururken yandaki kalabalığı fark ediyorum. Bir polis otosu ve kalabalığın ortasında bir genç elini kolunu sallayarak konuşuyor. Kulak kesilip durumu kavramaya çalışıyorum. Çocuk yayalara kırmızı yanarken karşıdan karşıya geçmiş, tabii bunu gören polis ceza yazıyor. Çocuk, 'Herkes geçiyordu ben de geçtim' gibilerinden kendini savunuyor. Polis umursamaz bir tavırla ekip arabasına giderken yaşlı bir teyze çocuğa bağırıyor 'Kaç oğlum kaç! G.tünde plakan mı var?!'

Polis megafonu
Bir teyzemiz yayalara kırmızı yanmasına rağmen karşıdan karşıya geçmeye çalışırken, 10 metre öteden megafon sesi gelir polisten, ''Abla, zaten şişmansın bir de pişman olma!''

Hayırlı Cezalar
Yer İstanbul, Yenibosna. Yenibosna'daki otobüs durağından çıktık Avcılar istikametine doğru gideceğiz. Otobüs kısa yoldan yola girebilmek için yasaklı yerden U dönüşü yapıyor. Yurdum polisi görev başında megafon açık ve o anlamlı anons geçiyor. 'Otobüsçü! Cezan hayırlara vesile olsun, devam et sen; ben plakana gönderirim nasıl olsa.'

Arkadaşımla kafede otururken yan masadan kalkan hiç tanımadığım çocuk bizim masaya yöneliyor. Bir koluyla sandalyeme, diğer koluyla masaya abanıp kulağıma eğiliyor ve şöyle diyor: "Parmakların uzun; en az bir enstrüman çalıyorsun. Dişlerin temiz; sigara içmiyorsun. Yüzün güleç; öyle her şeyi dert etmiyorsun. Ve kalbin dolu, iki saattir yüzüme bile bakmıyorsun."
"Bana hiç güzel sözler söylemiyorsun, hiç romantik değilsin!" dedi, "Sanırım benim sevme biçimim böyle," dedim. "Bana sevme değil s.me biçiminmiş gibi gelmeye başladı!" dedi. Sustum tabii.
Arabamın camlarına yeni film çektirdim.Uzun zamandır hayalini kurduğumuz fantezimizi gerçekleştirmek üzere kız arkadaşımla yola çıktık.Rahat bir yere arabayı çektim.Dikiz aynasından gördüğüm polis arabasıyla apar topar hemen toparlandık.Polis yanımıza geldi.Bu sıcakta camları neden açmadan oturuyorsunuz dedi mi dedi.Ben de yeni film çektirdim dedim mi dedim.O da sırıtarak çok hareketli filmmiş araba hep aksiyon halinde dedi mi dedi.Yurdumun polisinden gelen bu müthiş cevapla sevgilimle birlikte eve doğru sağdan sağdan gittik.
eniştem tarlaya çalışmaya gelmişti. sıcak başına vurmuş. o sırada halam aramış eniştemde işim var arama çalışıyoruz demiş. arkadan 5 dakika geçmeden bankadan kadın aramış şu kart şöyle şu kart böyle anlatıyormuş bonus kazıyorsunuz diye özelliklerini sayıyormuş. eniştemde sinirlenmiş bende kart var körpe isterim demiş kapatmış . koptuk gülmekten
Otoyolda virajdan dolayı yavaş gittiğim için beni sollarken açık olan penceresinden "Salak şey!" diyen sarışın ve oldukça sosyetik kadının hakareti oldukça sinir bozucuydu. 10 dakika sonra aynı arabaya polis tarafından ceza yazılıyorken yanından gülümseyerek ve el sallayarak geçmenin değeri ise paha biçilemezmiş.


Akşam otobüsteyim, eve gidiyorum. İki arka koltuğumdaki kız, istediği elbiseyi almadı diye, sevgilisine demediğini bırakmadı. Yarım saat süren yolculuğumuz boyunca, delikanlının burnundan fitil fitil getirdi. Garibim delikanlı ise kız ona çıkışırken, otobüs çok sıcak diye elindeki dergiyle kıza yelpaze görevini üstlenmiş, rahat etmesi için elinden geleni yapıyordu. Alnından öpmemek için kendimi zor tuttum. Hayır, delikanlıyı değil, o genç kızı. Onu o kadar yontabilmeyi nasıl başardın güzelim ya?
Bankada gişenin önünde işlemimin yapılmasını bekliyorum. Yanımdaki gişede işlem yaptıran yaşlı teyzeye, işlemini yapan kadın soruyor: “Parayı kim alacak teyze? Alıcısına ne yazalım?” Teyzem cevap veriyor: “Bu paranın hayrını görme İnşallah yazalım.”
Saat sabaha karşı 05:00 falan, bir arkadaşımla Sabahçı Kahvesi' nin kaldırımda çay içiyoruz. Yoldan ellerinde müzik aletleriyle çalıştıkları eğlence mekanından dönen vatandaşlar geçiyor. Kahvenin işletmecisi 18-19 yaşlarında olan klarnetçiye takılıyor: “Nasıl lan, öğrendin mi çalmayı” Klarnetçi elindeki klarneti havaya kaldırıp bombayı patlatıyor "Ürenmem mi beyav alacam Deniz'i Üsnü'nün elinden"
Sırf komiklik olsun diye samimi bir arkadaşıma (erkek) 'Ara beni, boya beni, ateşli kızlar seni bekliyor.' diye mesaj attım. Gelen cevap: 'Kızım ateşi söndürme. Ben Anıl'a söylerim. (Anıl'ın babası)' Sadece komiklik olsun diyeydi yaa
Kardeşim karne almıştı. Fakat birçok zayıf notu vardı. Annem babamla
beni kenara çekip uyarıları sıralıyordu; 'Sakın çocuğun moralini
bozmayın sakın kötü bir şey söylemeyin.' Uyarılar özellikle babama
yönelikti; 'Hele de sen sakın çocuğun gururunu kırma.' Babam daha
fazla dayanamadı ve sordu; 'Karne için ne zaman özür dileyeceğiz?'
5 yaşındaki yeğenime babası soruyor: 'Büyüyünce ne olacaksın kızım?'

'Asena olacağım babacım; sen ne olacaksın?' Babası gayet sakin cevap

veriyor: 'Katil' İkisine de meslek hayatlarında başarılar.

Valide hanım bana aşırı kızdığında "Keşke seni doğuracağıma osursaydım" der. O anda beni derin felsefi düşünceler alır. Demek ki insan ne oldum değil, ne olmaktan kurtuldum demeli.
Oğlum kolbastı oyununu oynayıp türküsünü de söyleyebiliyomuş. "Hadi, hem söyle hem oyna." dedim. Oğlumun kolbastı türküsü "Pis erkeklerin günahı, kız sizlerden sorulacak" ve "Ben yare koyamadım, koysun kara topraklar" olunca güfteye gülmekten oyunu izleyemedim.



Delete Edit Quote
 
slvn21
Azimli Üye
Avatar

Mesajlar: 106
Katkılar: 140

Cinsiyet: _NEUTRAL_
Online: Hayır
Tarih: 12/07/2010 07:49
Re: İtiraflar
#post2479
teşekkürler
Delete Edit Quote
 
Reply
[ ResetAt.Com - ResetAt.Tk - Bir Mcht Sitesidir. ]   

ResetAt.Com - ResetAt.Tk   © 2010

Ziyaretçi İzlenimi Aldık
Kapat !